Metot Seminer Topluluğu

Metot Seminer Topluluğu

Ağustos ayında “Metot” isminde bir seminer topluluğu oluşturduk. Her hafta bir gönüllü hukukçu seçtiği bir makaleyi 15 dakikayı aşmayacak şekilde sunuyor, dinleyenler de hem sunumun şekline hem de içeriğine ilişkin sunan kişiye geri bildirimlerde bulunuyor. Seçilecek eser konusunda, 15 dakikada anlatılabilmesi koşuluyla, katılımcılar tamamıyla özgür. Genel sürece, koşullara dair bilgileri metot.org adresinde paylaşmıştık, ilginizi çekerse bakabilirsiniz. Şimdiden 4 sunum geride kaldı ve önümüzde görece uzun sayılabilecek bir “sunum yapacaklar” listesi var.

Ben bu yazıda bu etkinlikleri nasıl yaptığımızdan ziyade “neden” yaptığımızdan ve başka neler yapmayı planladığımızdan bahsetmek istiyorum.

Neden Başladık?

Yola çıkış fikrimiz bir akademisyenin sahip olması gereken kabiliyetlere ilişkindi. Projeyi konuştuğum insanlar da yolun başında akademisyen kimselerdi ve kendimizi daha iyi yetiştirmek için neler yapabileceğimiz üzerine fikir yürütüyorduk. Akademik faaliyeti temelde ikiye ayırmak mümkün: Araştırma ve Eğitim. Elbette iki hususta da yapılabilecek birçok şey var, ama istedik ki başlangıçta hem bize mevcut işlerimizin yanında bir angarya yüklemeyecek hem de her konuda fayda sağlayabilecek bir yöntem belirleyelim.

Nihayetinde seçtiğimiz yöntem de hem sunan kişiye hem de dinleyicilere hem fayda sağlaması hem de çok büyük bir ek çaba gerektirmemesi bakımından bize uygun göründü. Bu yöntemde sunan kişinin yapması gereken tamamıyla sunum içeriğini hazırlamak değil, yalnızca seçtiği bir makaleyi sunuma dönüştürmek; dinleyicilerin tek yapması gereken ise dinleyip kanaatlerini ifade etmek. İnsanlara eğitimlerinin, mesleklerinin getirdiği iş yükünün yanında bir süre sonra “angarya” olarak gözükebilecek ek bir külfet getirmeyen bir sistem.

Ne Umduk?

Katılımcılar için özellikle üç konuda fayda sağlamayı umduk:

  1. Dinlenilebilir Olmak: İşin hem araştırma hem de eğitim kısmı için uzmanın konuya hakim olması kadar mesajı alıcıya doğru aktarması da önemli. Biz çalışmamızda daha az dikkat edilen bu iletişim kısmına odaklandık. Çünkü nihayetinde aktarılan bir başkasının mesajı, makalesi. Fakat bunu yeniden şekillendirebilecek kadar iyi anlayıp, sonra da hitap edeceğiniz kitleye uygun hale sokmak göründüğü kadar kolay değil. Bu şekilde, sunum yapan kişi metni bir nevi paraphrase ediyor, ki bu genç hukukçu akademisyenlerin mantığını en zor kavradığı ve yaparken zorlandığı faaliyetlerden biri. Haliyle metni bir nevi paraphrase edip, kurgusunu yeniden düzenleyip hukuk mezunu dinleyiciler için “dinlenilebilir” bir hale sokmak akademisyenin ifade yeteneğini geliştirmesi bakımından oldukça faydalı bir pratik. Bu pratiği yapabileceği gönüllü bir kitleye hitap etmek de oldukça iyi bir fırsat.
  2. Eleştirel Bakış: Sunumu yapan kişiden dinlenebilir olması dışındaki beklentimiz söz konusu esere aynı zamanda eleştirel bir gözle bakması. Hukuk literatüründe maalesef eser eleştirisi/değerlendirmesi yeterince rağbet görmüyor. Oysa bilimsel tartışmaları canlı tutmak, güncel çalışmalara dikkat çekmek için oldukça önemli bir vazife görebilirler. Bizim bu etkinlikte yaptığımız şey aslında bir nevi eser değerlendirmesi. Sunan kişi için de eseri eleştirel bir şekilde okuyup bilimsel çerçeveden çıkmadan değerlendirmesi yine mesleğe ilişkin iyi bir pratik.
  3. Geri Bildirim Almak: Bu yöntemi kişinin bahsi geçen konularda kendini geliştirmesi için iyi bir fırsata çeviren en önemli kısım ise geri bildirim aşaması. Sunumdan sonra dileyenler söz alıp konunun aktarılış şekline ilişkin yorumlarda bulunuyor. Sunumun neden anlaşılır veya neden anlaşılmaz olduğuna dair sunan kişinin dikkate alıp kendini geliştirebileceği geri bildirimlerde bulunuluyor. Türkiye’de hukuk eğitimi genellikle kalabalık sınıflarda yapılır ve eğitim boyunca çok az geri bildirim alarak mezun olursunuz. Ben öğrenciyken sınavlarıma dair kişisel bir geri bildirim almak bir yana, birçok hoca cevap anahtarı dahi yayınlamazdı. Aynı durumu lisansüstü öğrencilerinde de görüyorum. Bizim amacımız, bu durumun aksine yanlışlarımızdan da bir şeyler öğrenmek. Elbette bu yöntem dinleyiciler açısından da “doğru geri bildirim nasıl verilir” pratiği yapmaya imkan sağlıyor.

Elbette her toplantı, her katılımcı için bu beklenen faydaların hepsini ortaya çıkarmıyor. Ama en azından her seferinde sunan kişi, hukuk mezunu bir dinleyici kitlesine özel bir sunum hazırlamanın ve sunmanın tecrübesini kazanıyor.

Neler Planlıyoruz?

  • Öncelikle sunum yapmak isteyen katılımcılar mevcut oldukça etkinliklerimize devam etmek istiyoruz. Ne kadar süreceğini öngörmek elbette kolay değil, ama her etkinlik kendi “faydasını” içinde barındırdığından birkaç ay sonra sonlandırsak dahi keyifle hatırlayacağımız bir tecrübe olacaktır.
  • Her hafta sunan kişi kendisine yönelik olumlu/olumsuz değerlendirmelerden bir rapor hazırlıyor. Birkaç hafta sonra sunum raporlarından derlediğimiz genel bir “Sunum Yaparken Dikkat Edilecekler” etkinliği yapmak istiyoruz.
  • Sunumun şekline odaklandığımız etkinlikler dışında, yine akademik kabiliyetleri geliştirmeye yönelik ek sunumlar ve tartışmalar da düzenleyeceğiz. Bunlardan ilki hukukçuların akademik metinlerde sık yaptığı atıf/alıntı hatalarına ilişkin olacak. Bu etkinliklere sadece topluluk üyelerini değil, katılmak isteyen herkesi davet edeceğiz. Muhtemelen Twitter’dan duyururuz.
  • Yine araştırmada bize fayda sağlayacak teknolojik araçların kullanımına ilişkin etkinlikler düzenleyeceğiz. Canva, Obsidian, Notion gibi programlarla başlamayı umuyoruz. Temel kullanımını gösterip, daha sonra kullanılabilecek şablonları da katılımcılar ile paylaşacağız.

Bunlar dışında faydası olacağını düşündüğünüz fikirleriniz varsa elbette tavsiyelere de açığız. Katılmak isterseniz hem ayrıntılı bilgi hem de katılım formu metot.org adresinde mevcut.

Yeni yazılardan ve içeriklerden haberdar olmak için mail listesine kayıt olabilirsiniz.

No spam, no sharing to third party. Only you and me.